30 May 2016

Ruhumuzdaki Çocuk Sesleri



Bazen ruhumuzdaki çocuk seslerini yeniden duymaya başlarız. Küçük bir sevgi sözcüğü ile yeniden hayallerin canlanır dedi.

Buna inanmayı öyle çok isterdim ki. Ruhumun sesine kulaklarımı tıkadığımı fark ettim. Tüm hayaller anlaşmışçasına tek bir kişide toplanıyordu. Kalbim alsa aklım almaz diyordum. Aklım alsa ruhum almamalıydı ama belki de ilk kez gerçek bir sevgi dokunmuştu kalbime, aklıma, ruhuma. Bahsi geçen çocuk seslerini duymak için kendime izin vermeliydim. Eğer duyarsam kalbimde, aklımda, ruhumda onunla dolu olacak. İnsanların küçük oyunları ya da geçmişte karşılaştığım tüm yalan dolanlar birbirine dolanırken ben onun ellerini tutup gökyüzünden bir yıldız seçeceğim. Saçları dolanırken parmak uçlarıma tüm kötü şeyleri kalbinden söküp atmayı planlıyordum. Ben bunları düşünürken arkadaşım garsona seslendi. Birer çay daha içmeliydik ona göre. Çaydan vazgeçip bir kahve söyledim. Sonra arkadaşıma; Birisine aşık olduğunu nasıl anlarsın? Diye soruverdim. Bilmem dedi. Belki onu sürekli görmek istersin. Hani derler ya onsuz olamıyorum diye belki de onsuz olamadığını fark ettiğin an aşık olduğunu da fark edersin. Peki; birini ne kadar sevdiğini nasıl anlarsın diyerek sorularıma devam ettim. Dudaklarının kenarına bir gülümseme yerleşti. Birini sevdiğinde ölçüt aramazsın dedi. Birini severken yüzde yirmisini şimdi, yüzde on beşini daha sonra sevemezsin ama eğer gerçekten öğrenmek istersen ki istemezsin. Onu kaybettiğinde anlarsın. Dünya başında bir yıkıntı halini alır. Dilinde sözcüklerin birbirini kaybeder. Dilsizliğin kalbinde devam edip, gözlerine yol alır. İşte bu yüzden öğrenmek isteme. Çok şey söylenebilirdi ama ben başka bir merakıma yenik düşerek yeni bir soruyu ona yönelttim. Bir kalp kaç kere yanılır. 1357 dersem sorun cevaplanmış olur mu? Dedi. Bu sefer ben gülümseyip hayır dedim. Bana gülümserken devam etti. Kalp dedi yanılmaz. İnsan yanıltır. Kalp gerçek duygudur. İnsansa o duyguyu kullanmasını bilen bir varlık ama bunu iyi ya da kötü yönde kullanmak yine onun içeriği dedi. İçimde garip bir duyguyla irkildim. Peki ya kaybetme korkusu diye çıktı ağzımdan, geride alamadım tabi. Kaybetmek dedi, ölümdür. Onu bir daha göremeyeceğinin farkına varmaktır. Kendini ateşe atmaktır. Ruhunu da onunla beraber kaybedersin. Gülüşünü de kaybedersin. Ya da şöyle toparlayayım, kendini kaybetmektir. İnsan kendini kaybetmekten korkar ve insana kendini kaybettiren bir ölüm vardır bir de aşk. İçimdeki garip duygu yerini sonu gelmez bir korkuya bıraktı. Hani bir şey olur, ölümün kıyısına gelirsiniz. Gözlerinizin önünden film şeridi gibi geçer hayatınız. Aynı şey oldu saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar kısa bir sürede yaşadığım tüm güzellikler bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Sesler kulağıma fısıldamaya başladı. Hadi diyordu ruhumda ki çocuk bekletmeyelim. Onun sesini bir gün duyacağım aklıma gelmezdi. Çocuk ruhuma yeni bir soluk gelmişti artık. Kaybetmemeliydim kendimi, kaybetmeyelim kendimizi..

Hadi dedim arkadaşıma, yolcu yolunda gerek. Bekleyenim var.. Beklettiğim var.. Onu sevmekle kalmadığım her an daha fazla sevdiğim biri var..

RuE/Mayıs2016

R&M




Devamını Oku »