2 Ağu 2013

Yazı Sızısı


Yine aynı günlerden biriydi. Kadın denize karşı duran banklardan birine oturdu. Hafta içi her gün aynı şeyi yapıyordu. Çok vakit kaybetmiyordu burada. Her gün aynı banka oturuyordu. Her şey aynı gibi dursa da bugün de bir şey vardı. Gözünün ucuyla bankın kenarında özenle katlanmış bir kağıt dikkatini çekti. Alıp almamakta kararsız kaldı. Biraz utanarak avuçlarının içine aldı. Denize bir kez daha baktı. Her şey o kadar özenliydi ki! Bir tek kendisini yakıştıramıyordu bu tabloya. O kadar uzaktı ki bunlara. Yaşadığı onca hayal kırıklığı hepsi geride kalmış gibi dursa da içinde bir yerlerde hala yaraları kanıyordu. Bedeninden bakılıp görülmeyecek kadar derinde, derinden hissedilmeyecek kadar uzakta kalmak zorunda olan yaralar. Avuçlarında sıkıca tuttuğu kağıtla bir alakası yoktu bunların. Orada yazılanların ne olduğunun bir önemi yoktu. Sadece üzerine alınmıştı. Her gün aynı saatte orada durduğu içindi. Kağıdı katlayıp cebine koydu. Eve gitmeden bir yere oturup çayını içti. Kağıt aklından uçup gitmişti bile. Eve geçti, kağıdı sehpanın üzerine koydu. Üstünü değiştirip yatağına uzandı. Gözlerini kapadı, uykusuzluğa daldı.

*

                Adam masanın başında önündeki kağıda bakıyordu. Eve girmeden önce kapının önünde dikkatini çekmişti. Almış bir göz gezdirip masanın üzerine koymuştu. Önemsememişti, mutluluğu bir kağıda sığdıramayacağını düşünüyordu. Sonrasında ise kalbine bir ağırlık çöktü. Çünkü bir kağıda bile sığdırabileceği mutluluğu bile olmamıştı! Her satırı kendi içinde başka anlamlar oluşturuyordu. Yalnızlığını düşündü sonra, bunu kendine yapmayı başarmıştı. Herkesten ve her şeyden uzaklara çekmişti kendini. Hayatın gerektiği kadarını yapıyor, gerisine karışmıyordu. Çünkü acıya çarpmıştı yüreği, ihaneti görmüştü. O günler yeniden geçti gözünün önünden. Hatırlamak istemiyordu ama en ufak bir göz kapanışında aklına düşünüyordu. Nasılların ve nedenlerin bir önemi yoktu. Olmuştu, Olmaya devam edecekti. Yürümek istiyordu, dışarıya çıktı avucunda o kağıtla. Bir banka oturdu, sessizce kaldı orada bir süre. Uzaktan bir kadının yaklaştığını gördü. Gözlerindeki hüznü hissetti. Kadın yaklaştıkça utanmaya başladı. Bu hüznün yanında, elindeki kağıtta yazılan mutluluktan utanıyordu. Avucunu serbest bıraktı yavaş yavaş, elindeki kağıt bankın üzerinde bir yere sıkışınca daha fazla dayanamadı. Kadın oturmadan kalktı banktan. Dudaklarından bir şarkı geçiyordu.. Sözleri kağıtta yazan..

*

                Kadın, yatağından doğruldu. Aklını durdurmak istiyordu. Bir sigara içecekti, vazgeçti. Gözleriyle geceyi çekti içine, içinden güneşi çıkarta çıkarta. Bir kahve yaptı kendine, sehpanın üzerindeki kağıda takıldı gözü. Kağıdı çantasına koyup dışarı çıktı. Bir yere oturdu. Elindeki kağıtta yazılanları merak ediyor ama yine de bir şey onu okumaya engelliyordu. Bir yere telefon etti. Beklemeye başladı.

*

                Adam gelen telefonu açmamak için kendisiyle savaşıyordu. Kaybetti savaşı, telefondaki ses onu bir yere çağırıyordu. Cevap vermeden telefonu kapattı. Odanın içinde aklından ne yapıp ne yapmayacağı geçiyordu. Bir karar vermek öyle zordu ki. Yatağına geçti. Gözlerini kapadı, uykusuzluğa daldı.

*

Sıkıştı alın yazısı..
Ne adam gitti,
Ne kadın kağıdı okudu..



RuE/Ağustos2013

4 yorum:

  1. Bazen yazgının gücüne karşı koyamıyorsun.

    Bir kitap düştü yere...
    Kapandı bir pencere..
    ayrıldılar..

    YanıtlaSil
  2. korktuğumuzdan mı, bizi iten bir güçten mi bilmem bazen elimizin altında olan, hatta gözümüzün önünde olan bazı şeyleri görmüyor, görsek de önemsemiyor, göz ardı ediyoruz. ve beklemeye devam ediyoruz. Bir şeylerin değişmesini, mutluluğu bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  3. olayın özüne inmemişsin.. ne oldu.. ne düşünüldü.. hissedildi..

    YanıtlaSil
  4. Bazı şeyler yarım hissedilir..

    YanıtlaSil