7 May 2013

Bebek


Bir gün gerçekten ama gerçekten nefret ettiklerimden intikam almanın yolunu bulacağım. Bu ister bu dünyada olsun ister sonsuzlukta. Gerçi o kadar zalimler var ki bu iş bana kalmayabilir bile! Evimin duvarına yapışmış, bileklerimden akan sızıya aldırış etmeden sadece düşünüyordum. Belki de buydu, damarlarımızda dolaşan kana ihtiyaç duymamız. Birisi girse içeri şimdi, hemen arar mıydı acili? Yoksa bekleyip izlemeyi mi tercih ederdi? Bu ihtimali çıkarmalıyım, çünkü öyle biri yok! Bu kapıyı benden başka bırak açmayı çalan bile yok! Benden de ölesiye nefret edeni düşündüm. Bir kaza olmasına inanması gerekirdi. Oyuncu olamadım, ona karşı olan öfkem kaza olmadığını söylemem gerektiğini düşündürüyordu. Öyle de oldu öfkem baskın çıktı bir anda söyledim o cümleleri. Senin çocuğunu doğurmaktansa ölmeyi yeğlerim. Evet, çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Doğmasını istediği çocuğu artık yoktu. Kapıyı göstermişti. O anda oradan uzaklaşarak kurtulacağımı sanmıştım. Bu nasıl bir baba olma isteğiydi ki beni iki ay yatağa zincirlemişti. Günleri sayıyordum belki de daha fazla olmuştur. Şimdi ise evin bir köşesinde onu öldürmenin aslında babasından intikam almak için yaptığım büyük bir yanlış olduğunu anlıyordum. Pişmandım, çok fazla pişmandım. Onun baba olma şansını elinden alırken kendi anneliğim de kayıp gitmişti ellerimden. Şimdi bileklerimden süzülen bu sızı asla dinmeyecek olana bir merhem bir ilaç gibi. Oysa ne güzel başlamıştı. İçinde beslediği o kötü yanını “-ben istemiyorum” dediğimde ortaya çıkarmasaydı! Zincirlemeseydi beni! Ona zarar vermeyebilirdim. İkna edebilirdi beni, ona kanabilirdim bebek için. O ise beni kapatmayı tercih etti.

Şimdi mi?
Onun bir kızı var. Annesi ben olmayan.
Benim bir sızım var, babası olmayan.


"O Şarkı"
RuE/Mayıs 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder