7 May 2013

Bebek 2


Gözlerimi kapatıyorum, yapmayı istediğim şey bu değildi aslında. Yine de kendi bileğimden dökülen bu sızıyı durdurmak istemiyordum. Bunu daha öncede denemiştim. Çünkü kadınlar genelde intihar ederken hap ya da bilekten kesmeyi denerler. İlkinde hap kullanmıştım bende bundan 2 ay önce. Tabi ki birileri yetişmişti. Şimdi ise aynı kurtarılma şansını gözlerim açık izlemek istemiyorum. Bu yüzden kimsenin olmadığı bir anı seçmiştim.  
Tıpkı o günkü gibi. Kimse yoktu beni kurtaracak.  Biliyor musunuz tam üç aydır elma yemiyorum! Varlığı bile beni kusturabiliyor. Hayır, hamilelikten değil! O gün annemin bizim için soyup dilimlediği elmalardan yemişti. Ağzı nefesime sıfır kaldığı anda aldığım tek koku elma kokusuydu. 
Kendim için üzülmüyorum. Bebek içinde, böyle bir dünyaya gelip günahlara alet olmasından ziyade cennette annesi diye gösterilen melekle kalmasını istiyorum. Buna da inanmak istediğimden inanıyorum. Gerçek mi bilmiyorum. Gerçek olsaydı elmadan nefret etmezdim. Midemi bulandırmazdı dünya, başımı döndürmezdi elma kokusu. Kalp atışını dinliyorum. O kadar hevesli ki yaşamaya. Bilse, cennet bahçelerindeki elma ağaçlarından elma yerken kusardı. Cennet'te kusulabilir miydi?

Kalp atışını duyamadığım ölü bir bebek var rahmimde!
Kalp atışını duymadığım ölü bir kız var gözbebeklerimde!

Kadına düşense, bileklerinden süzülen sızısının sessizliğini beklemek. Avuçlarında çok sevdiği kirazlarla.



"O Şarkı"
RuE/Mayıs 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder