13 May 2013

İlk



Her zaman iyi bir baba olmayı istemiştim. Çocukluğuma inip çocukluğunu yaşatacaktım. Öyle de oldu, baba oldum ya da olmaya çalıştım. Adını ben verdim. Kadir dedim, ezanla fısıldadım kulağına. Kadir, Kadir, Kadir. İlkokul birinci sınıfta okuyor. Öğretmeni söyledi, arkadaşlarının eşyalarını alıyormuş. Biz hiç fark etmedik. Ne yapacağımı bilemedim. Aklıma bin bir türlü şey geldi. Bir şey yapmalıydım ama ne?

Bizim mahalle de bir abimiz var, Adı İbrahim. İbrahim abiye gitmeye karar verdim. Küçük bir dükkanı vardı. Çaylarımız geldiğinde konuşmaya başlamıştı, gözleriyle. Anlat dedi. Oğlumu anlattım. Herkesin diyebileceği gibi şeyler söyleyeceğini düşünüyordum. Çocuktur geçer, büyüyünce yapmaz, bir psikoloğa götürmelisin. İbrahim abi bana tek soru sordu.

*ilk günahını hatırlıyor musun?

Ne diyeceğimi bilemedim. Hani bazı anlar vardır. Ölüm size saniyelik teğet geçer ve o anlarda hayatınız gözlerinizin önünden akıp geçer ya öyle geçti gözlerimin önünden. Hala bir şey söyleyemedim. İbrahim abi biliyormuşçasına gözlerime baktı. Bakışlarımı kaçırdım, ben dedim. Kadir’in yaşlarındayken bir bakkal vardı yan binamızda. Onun dükkanında ekmek almaya gönderildiğimde küçük çikolatalardan ya da sakızlardan alıyordum. Fark etmiyordu Osman amca. Çok utanmıştım kendimden ama yine de İbrahim abi utanmamam için bile gözlerini gözlerimden kaçırmıyordu. *Ne yapman gerektiğini biliyor musun dedi? Bir daha utandım kendimden. Tabi ki dedim cılız bir sesle. Çay için teşekkür ettim oradan ayrıldım.

Başım hala önde yolda ilerliyorum. Benim bile çoktan unuttuğum bir şey yapmıştım ama ben daha çocuktum o zaman diyesim geldi. Bir daha utandım çünkü hatırlıyorum. Unuttuğum onlarca günah sırtımda bir yük. Ayaklarım beni eski mahalleme, çocukluğumun geçtiği sokaklara götürdü. Bizim binanın önünde durdum. Sessizdim, bakkal oradaydı. İki binayı birbirinden ayıran duvarda gazoz kapaklarıyla oynadığımız oyun geldi aklıma. Bilmiyorum biliyor musunuz? Kapağa 3 kere parmağınızın ucuyla ittirirsiniz, duvardan düşürürseniz geldiğiniz yolu en başından yeniden gelirsiniz. Başa dönersiniz. Şimdi benim yaptığım gibi. Başa dönmüştüm.

Bakkala girdim. Kasa da bir kız duruyordu. Esra olabileceğiniz düşündüm ama sormadım. Osman amcayı sordum. Evde olduğunu rahatsız olduğunu söyledi. Osman amcanın evi de aynı binadaydı. Zili çaldım. Oğlu açtı kapıyı, ne garip Esra adı aklımda ama oğlunun adı aklımda yok. Osman amcayı ziyarete geldim dedim içeri davet etti. Osman amca çok yaşlanmıştı. Yıllar herkesi olduğu gibi onu da eksiltmiş, eskitmişti. * Gözlerinden tanıdım dedi. Garip hissettim kendimi, zaten beklenen bir misafir gibi davranıyordu bana. Sözü çok uzatmak istemedim. Çünkü çok fazla konuşursak dökülüverecek ti gözyaşlarımız. Tuttuk gözyaşlarımızı birbirimize tutunarak. *Bana hakkını helal et dedi. Anlamadım, beynim bir oyun mu oynuyordu. Estağfurullah dedim, susturdu beni. Neden geldiğini biliyorum dedi. Çaldığın sakızlar için geldin. Hiç korkun olmasın dedi ben sana o zaman helal etmiştim hakkımı. Utanma diye ses etmiyordum. Bir kez daha utandım kendimden. Peki dedim sen neden helallik istiyorsun. Sorduğum sorunun saçmalığına aldırış etmeden. Ben dedi siz buradan gidince çok pişman oldum. Senin çalmana müsaade ettiğim seni uyarmadığım için ömrüm boyunca boynumda bir yük gibiydi. Ama geldin ne olur helal et dedi. *Estağfurullah helal olsun dedim.

Kadir ‘mi? Bir daha çalmadı. Ama ben hep yordum her şerde bir hayır olduğuna!


Vardır bunda da bir hayır..



RuE/Mayıs2013

4 yorum:

  1. Teşekkürler..
    Buraya da hoşgeldin.

    YanıtlaSil
  2. benzer çocukluklara gittik ayaküstü...

    YanıtlaSil
  3. Bazen hep orda kalası geliyor insanın.

    YanıtlaSil