17 Nis 2013

Sonraki İstasyon





*Burada tüm yolcuların trene binmesini beklerken, gittiğim yerde beni neyin beklediğini düşünüyordum. Yanlış bir yol seçtiğimi düşünen onca kişiyi arkamda bırakıyorum. Bense sadece gitmek istiyorum. Ardımda kalanda kalanlarda umurumda değil. Sadece bu her şeye lanet ettirebilen yerden bir anda kaybolamayacağım için tren yolculuğunu seçtim. Bizimkilerin aklına gelecek son deliktir istasyonlar. Bir an önce yol alsak da bende yoluma bakabilsem. Sınırları geçtiğimde aklımda hiçbir soru işareti ya da ona benzer bir şey kalmayacak!*

/Trenlerde odaları bulmak bu kadar zor muydu yoksa çok mu heyecanlandım? Neden birkaç gün daha kalmama izin vermediler ki! Ne vardı birkaç gün daha kaybolsaydım. Tabi kaybolmanın anlamını değiştirmeden. Acaba başka bir istasyonda inip kendimi kaybetsem mi? Fatih ne düşünürdü bu konuda? Bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa onunda beni önemsemeyeceği. Evleneli çok bir şey olmamasına rağmen içimizdeki her şeyi tüketmeyi bilmiştik. Bunu biz yapmıştık. Neden inanmadım ki! Her şeyin tozpembe olamayacağına. Üstüne bir de çekilmez kıskançlıkları! /

^Bakmamalıyım, camlara yaklaşmamalıyım! Fark edilmemeliyim! Bende ki de resmen ölüme davetiye! Ama olsun alacağım son nefes bile olsa onu Fatih’ten ayrı almak istiyorum. Gözbebeklerindeki çukura her gece çektiği gibi o son nefesimde de çekemeyecek! Nefret ediyorum insanlardan, bana bunu o yaptı. Hepsinden nefret ettiğim halde, gittiğim yerde çok mu farklı olacak o insandan olma canavarlar! En iyisi uyumak, sadece uyu! Uyu ve büyüsün umutların!^

*Acaba çok geç olmadan geri mi dönsem? Yok, hayır yapamam ki! Artık çok geç benim için. Ne oldu hani cesaretine! Hiçbir yere kaybolmuyor düşüncelerin! Ne sandın ki bir mucize mi olacaktı aklındakilere? Nasıl bir işe bulaştım. Keşke Fatih’te kabul etseydi benimle gelmeyi. Belki o zaman çekilebilirdi tüm zorluklar! Hayır, kendine gel kızım! Bu senin hayatın artık! Bir başınasın şu berbat hayatın ortasında! Uyandın ve yeni bir dünyaya açtın gözlerini. Seni orda ne bekliyor bilmiyor olabilirsin ama bildiğin tek şey ise yalnız olacağın. Belki şu karşımda oturan kadında kaçıyordur? Neden olmasın ki! Tanışsam mı acaba? Saçmalamayı kes kızım artık! İyi bir dünya yok! Seni koruyan duvarlar yok! Bir baksana trendesin ve kitlenmiyor burası! Aklımı kaçırmazsam iyi! Bu kadında neden böyle uyuyor gibi yapıyorsa! Uyandırsam mı? Hu kalk hadi yeni bir dünya bizi bekliyor. Bak hareket edeceğiz.*

/Çok eğlenceli günler geçirdiğimi söyleyemem ama yine de güzeldi. Şimdi git yine aynı hayata geri dön. Dönmeyip burada kalsam ne olacak ki! Bir süre sonra buralarda bana aynı gelecek! Sıkılmaya başlayacağım her şeyden sıkıldığım gibi burayı da hiç ederdim! Neyse, belki Fatih’le buraya geliriz bir daha ki sefere. En azından o olduğunda daha güzel görünüyor her şey. Ya da ben pembe gözlükleri takıyorum. Aşık değilim ona ama farklı bir şey benim için. Kopmayacağım vazgeçemeyeceğim biri, onsuz olamam! En iyisi bu gerginliği bırakıp uyumak! Neden hareket etmedi hala bu tren. Kimse yolcu etmiyor mu buradakileri de benim gibi. Bir valiz ve hop başka bir yerdeyiz. Bu kızlarda da bir şey var çözemedim. En iyisi uyumak./

^Bir kere camdan baksam ya son kez! Ne olurdu sanki böyle olmasaydı. – Müsaade eder misin? –
Şu hale bak bir beni ve bu kızları uğurlayan yok! Sanki kim uğurlayacaktı ki beni! Bu saatten sonra uğurlasa uğurlasa ölüm uğurlar beni! Ne kadar da kalabalık. Herkes bu günümü seçti? Gitmek için. Gerçi benim ki gitmek değil, kaçmak. Yaşamdan kaçıyorum ben! Yaşadıklarımdan, yaşayacaklarım dan.  Olması gereken değildi bunlar ama oldu.-Fatih miydi o? O olmasın lütfen! Görmüş müdür beni? Fark etmiş midir? Bu tren neden hareket etmedi hala! Saklanmalıyım  Sonunda! Hareket etti. Kurtulmuş olma ihtimalim yüksek. Mutluyum, beni bulamayacak!^

Bir sonraki istasyon!
Kompartımanın kapısı açılır, Fatih oradadır!
Onlarca kişilik bir trende, üç kişilik bir ölüm!

RuE/Nisan 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder