30 Nis 2013

Evvelce Kaybolmuş



Görmesi gerektiği kadar görebilen bir adam vardı. Bir de bilmesi gerektiği kadar bilen bir kadın.

*Bir gün sesinin duyulacağını bile bile okumaya çalışıyordu yine. Elinde ki kitapla aklında ki küçük cümleleri birleştirip kendi hikayesini görüyordu. Salisenin onda biri kadarlık bir zaman zarfında.  Yanlışlıkla kanattığı alnına dokunurken yeni bir şey olabileceğini biliyordu. Eli telefona giderken aklında takılı kaldı. Silmiştim dedi. Tekrar aramamak için. Unutmak için, ona dair bir şeyler ortadan kalkarsa ona ulaşamazsa diye düşünürdü. Oysa ulaşamadıklarını düşününce. Vazgeçti. Yalanlar üzerine inşa edilmiş cümleleri vardı. Biri bir yalan söylerdi o, inanırdı. Söylenen tek bir cümleye bir ömrü sığdırabilirsiniz hem de hiç çekinmeden.
Kendi yükünü başkasına yüklemek gibi. Bu yüzden sorar birileri hep. Bir kalemde geçebilir misin? Dua ediyorum aslında sonra aklıma geliyor hemen ya benim istediklerim başkalarının istemedikleri ise? Kim kazanacak? Uzak olan mı yakın duran mı? Bu yüzden bir kalemde vazgeçtiğim dualarım var. Beklemeyi bilmediğim için erkenden unuttuğum hayallerim birde!
Sorulara son vermek gerekirdi çoğu zaman. gecenin geldiğini bildiği gibi biteceği de aşikardı. Duramıyordu! Durduramıyordu!
Kimse gerçek değilse ve herkes maskeye takılı kalıyorsa? Onlarca maskenin arasında dolanırken ya maskesiz olanı tanımayıp kaybedersen? Maskeyi takmak ne kadar basitse çıkarmakta öyle kolay olmaz mıydı? Biraz yardım biraz cesaret kendine gelip kendin olmak çok mu zor? Ne demiştik bir zamanlar birilerinin yanlış baktığı yerde birileri hep yanlış yapar. Zamanında ne çok söyledik. Bakma bana dikkatim dağılıyor! Şimdi yine aynı şeyi yaptırıyor bana *Bakma bana hayatımı dağıtıyorum! 



Elinde ki kitabı bıraktığında telefonun sesiyle irkildi. Bir mesaj..
Seni görmeliyim.

*Oysa;
Ben sadece gözlerinde gevelediğin bana bakmanı istiyorum. Bildiğin gibi değil! Bilmediğin gözden bak bana!

RuE/Nisan2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder