19 Eyl 2012

Şimdi Sadece Dudaklar Suskun,Ötesi yok..



Sessizliğe bürünmeden öncesi..

Kalp atışlarımı kendim duyabiliyorum,nefesim boğazıma kaçarken bile beynimi işgal edebiliyor. Ne demeli ne yapmalı emin olamıyorum. Bildiğim bir şey yok,öğrenmem gerekenler dışında. Kalbine laf geçirme sanatı diye bir bölüm açılsa ve bizim gibiler orada öğrense kalbine hükmetmeyi. Belki mezun bile olabiliriz. Neden olmasın ki? Kendimi durdurmaya çalıştıkça daha da fazlalaşıyor bu anlamlandırma çabası. Ne o bir şey anlamadın mı okuduklarından? Anlamanı beklemek anlamsız olurdu. Yinede isterdim ucundan kıyısından yazılanların sana dokunduğunu anlamanı. Ne çok anlam yükleyesim varmış! Dinlenmeye de ihtiyacım var. Biraz yorgunluktan biraz anlatmaktan. Söylenebilecek o kadar çok şey varken dudaklar hep suskun. Sadece kendi içine konuşmak var,ötesi yok!

Sessizliğe büründükten sonrası..

Kalp atışlarım teklerken adını her andığımda,
Ben inadına her cümlemin içine saklıyorum seni..
Gözlerin geçip giderken içimden,
Bir saçmalık boy gösterir,silmeye çalıştığın gözlerimde.
Kelimelerim dökülürken dudaklarımdan,
Dilime vurur yalancı yanın.
Söylediğin her cümlenin altında ezilir,
Adına aşk denen illet
Ve
Zehirlenir gözlerimiz ne zaman karşılıklı konuşsa..
Cümle titreyişlerim dağıtıyor sana dair yazdıklarımı..
Gömülürken sevmelerim iki kelime arasında ki boşluklara,
Ben kendimden düşüyorum..
Kendi boşluğuma tutunarak,
Kendi karanlığıma gömülerek..

Okumalı mısın?
Okuyabilir misin?
Okuyup ta anlayabilir misin?
Şimdiler de en çok bu cevaplar lazım gelir bana..


RuE/Eylül2012


2 yorum:

  1. Anlayabilmek, öyle ince ve öylesine belirsizdir ki..
    Anlayabilse idi belki anlatılabilenleri, böylesine acılar hüküm sürmezdi bünyelerimizde..
    Ve belki de böyle güzel cümleler çıkmazdı anlaşılmazlardan.

    YanıtlaSil
  2. anlaşılmak istiyorum anlam yüklenmeden..

    YanıtlaSil