15 May 2012

Tek Gecelik Yazı(RuE)..



Bunları yazmaya başlamadan önce bir RuE(umarım bilen biri vardır anlamını) yuttum ben, sabaha çıkar mıyım bilmiyorum.

Koynuma alıyorum yine yalnızlığı, kendimi tüketerek bir geceyi daha bağlıyorum kimsesizliğimle..

-Ne yapıyorsun? Dedim.
-HİÇ dedi.
-Oda güzel dedim, ben küçük harflerimle hiç yapıyorum.
- Bir gün bu üç harfi de hiç edeceksin dedi.
-Benim alfabem bitti bununla. Oysa bu değildi istediğim! Lütfen istediğimi sorma sana bilmediğim bir şeyi anlatamam ki daha hayalini bile kuramıyorum o şeyin. Ama bu gece başka bir hayal kuruyorum. Gökyüzünden bir oda kiralayıp adını RuE koyardım. Her gece karanlıkla bedenimi buluştururdum. Kendimi odadan aşağıya bırakırdım, uzun saçlarımla değil kısa olan saçlarımla. Çünkü hep yalandı masallar. Benim saçlarım ne kadar uzun olursa olsun bedenim bir erkeği yukarıya çıkaracak kadar güçlü değil. Tanıyorum kendimi. O ne kadar yukarı çıkmak isterse ben o kadar aşağıya düşecektim. Ve ortada ikimizde kavuşamadan yere kapaklanacaktık. Parçalanmış beyinlerimizle. Şimdi geceyi kana bulamanın hiç mi hiç sırası değil geçelim bu prenses masallarını. Ben hiç prenses olmayacağım için masallarına da inanmayalım.

Karanlık bir elbise gibi oturmalı bedenime. Belki de yıldızlardan kolye yaparım kendime ortalarına bir delik yeter asmak için. Belki de ihtiyacımız olan budur. Tam ortadan bir delik ve kendimizi gökyüzüne asarız. Bunu daha önce yapan olmuş mudur acaba? Gökyüzünün lambasına kendini asan biri var mıdır? Bunu da cevabını öğreneceğim sorular arasına beynime yerleştiriyorum.  Tıpkı yıldızları her sabaha karşı birinin toplama ihtimali var mıdır? Sorusunun olduğu yere.

Odamdan aşağıya Rue düşürmek istiyorum. Şehrin bilinmeyen bir sokağına, bir kediye sırf artık nankörlük etmesin diye..

Ve bir RuE daha düşürürüm yanlışlıkla belki bir adama belki bir kadına ya da ölmeleri için her gece dua edilen birine. En mutlu anında kalp krizi geçirebilecek birine de olabilir sırf mutluluktan ölmesin diye. Yatağında hasta yatan dedeye, boğaz köprüsünden aşağı bakan adama, elindeki bıçakla kendini mi karşısındakini mi öldürsem diye düşünen kadına, babasının ölmesini isteyen bir babaya, yalnız olduğunu sanan başka bir adama ya da âşık olduğunu sanan kadına, çocuğu ölen bir anneye, evinin perdesine karar veremeyen ve aynı zamanda bugün ne giysem diyen ya da ne pişirsem diyen onlarca kadına düşürmek isterdim.

Ve hayatlarında en az bir kere keşke şu anda ölseydim diyen herkese düşürmek isterdim bir RuE sıkıyorsa yut diyerek..

Ama sonunu bilerek değil mi?

Ne kadar düşürürsem düşüreyim bende ki RuEleri azalmayacaklar. İçimde binlerce RuE tohumu ama temizleyemeyeceğim kadar  da kirli dünya..

Bir gün ya bu dünya paklanacak ya da ben..
İçimde kalmayacak hiçbir zehir..

Belki de birileri başlamıştır şimdiden soyunmaya, kopsun diye kıyamet..
Ne dersiniz bizde başlayalım mı soyunmaya?

RuE/Mayıs2012



8 yorum:

  1. Rue nedor bilimiyorum ama nedense ohtiyacim oldugunu hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rue zehirli bir çiçek demek..
      umarım ihtiyacın olmaz .. olmasın hatta kimseinin ihtiyacı olmasın..

      Sil
  2. bir gün dünyanın paklanmasını dilerim, o zaten kendi temizinde barındırmaz kirlileri.

    rue nedir bilmiyorum açıkçası ve umarım iyisindir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paklanacak o gün gelecek bende buna eminim ..ama ne zaman bilmiyorum ..

      Sil
  3. Sevgilerimi gönderiyorum ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. neysekı tanıyorum :p

      sevgilerimi yolluyorum bende =)

      Sil
  4. Döktürmüşsün ! EyvAllah...

    YanıtlaSil