28 Nis 2012

Matem-i Gece..




Beklenenlerin gelmediği, gelmeyeceği bir güne açtım gözlerimi yeniden. Başucumda geceden kalma şarkılar birikmiş. Ayrılıklar nasibini almamış gözlerimden henüz. Aklımdakileri susturmak yine başa düşmüşken bir kez daha kendimi yollara vuruyorum. Nerde duracağımı biliyorum her zamanki gibi bir çayla devam edeceğim yalnızlığın bulaştığı kimsesizliğime.

Neden böyle oluyor ki? Bana tek bir inanan olsa inandırabilsem yaşadıklarımın bir hayalden öte olduğuna! Nefesimin tükendiğini hissediyorum konuşurken. Başlamayan bir nefes düşünüyorum sonra ölüyorum sessiz.
Yine evdeki sessizliğe uzanıyor ayaklarım. Bir bir dökülüyorum geceye. Yokluğuna mesai yaptırırken duvarlar, gözlerim saklamaya çalışıyor rengini. Siyah olacaktı geceye hükmeden ama olmadı. Düştüğüm yerden kanatırken gece ayıklamaya çalışıyorum kâbuslarımı uykularımdan. 
Ve şimdi sensiz bir güne uyanacağımı bile bile hazırlıyorum kendimi uzun sürmeyecek uykulara. Sessiz ve yorgun cümleler birikirken dudaklarımda bir duaya sarılıyorum. Yalvarışlarım düğümlenirken boğazımda yüzümde görülmeyecek bir isyan, parmak uçlarıma kadar çığlık çığlığa. Dokunsaydı duyardı, hissederdi gözkapaklarımda taşımaya çalıştığım onsuz geçen günleri! Ellerim yine boşlukta kalırken yalanlarım tutunuyor avuçlarıma, istemedikçe daha da yakınlaşıyorum onlara. Onlar olmadan yeni bir güne uyanmak umutsuzluğun ta kendisiydi.


Korkularım dizilirken boynuma bir ilmek gibi her düşte boğuluyorum. Kapasam gözlerimi yokluğuna, görmezden gelsem sensizliği, bulaşmasam senli hayallere,avuçlarım kanamasa fotoğrafına dokunduğumda.. Olmasan yani hiç yaşanmasak..Bakmasak,görmesek,duymasak.. Ruhumuz ihanet etse bize ve biz cennetle cehennemde bile karşılaşmasak


Olmayışı böyle bir şeydi ama
Ya olsaydı?



RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

26 Nis 2012

Hatırlanma/z mı?






Gözlerimden alamayayım senli düşleri..
Çünkü dokundun yalnızlığıma..

Masanın başında otururken aklımda sadece bir yabancı vardı. Elimde duran kağıt parçası on yıl önce yazılmış ve bana gönderilmiş. Tek bir cümle sadece, geçmişten gönderildiğini belirten başka bir cümle ile beraber. Bunu ben yazmadım ve kimin yazdığı hakkında en ufak bir fikrim yok. On yıl önce neler yaptığım nerede olduğumu hatırlıyorum ama yalnızlığına dokunabileceğim kim olabilirdi ki? Gizli saklı bir geçmişim olmadı ki benim. Başka hiçbir iz yok. Acaba bana değil de başka birine gönderilmiş olma ihtimali var mıydı?


Gözlerim olabildiğince sen bakarken..
Bedenim saklayabilir mi sensizliği?

Bu cümleyi hiç görmemiştim. Ama yıllardır bekliyordum. Boşa geçmiş onca yıl. Sevmekle sevmeye çalışmak arasında ki farkı anlayamayan insanlar. Gözlerinde yaşamımı unuttuğum, avuçlarında nefesimi bıraktığım bir adam. Bendeyse kalan hiçbir şey yok aklımdakilerden başka! Hep yalnızdım öylede devam edecek bundan adım kadar eminim. Beklediğim an geldi ama o gelmedi. Gelmeyecekte bunun farkındayım. Çoktan nefesine başka nefesler sığdırmıştır. Gözlerinde bitmeyen rüyalar görmüştür içinde benim olmadığım. Bu anı tam on yıl bekledim ve gerçek oldu. Şimdi ise bir beklentim yok umudum bu mektupla bitti. Şimdi sadece vaktin gelmesini bekleyeceğim ve bu zamanın yıllarca sürmemesini istiyorum. Sığdırabildiğim kadar yalnızlığı sığdırdım hayatıma.

Gözlerin kör olmuş yokluğuma,
Bedenin ihanetle gölgelenmiş..
Dört bir yanım yalnızlığına bulanmışken,
Silinmeyecek ahım gözyaşlarından..



RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

22 Nis 2012

Çoğu Zaman..







Bir ölüm
Avuçlarımda kırılırdı gülüşüm,
Akıp giderken bileklerimden ömrüm..
Gerisinde kalırsın hayra yorulmayan rüyalarımın..

Bir ölüm iyi giderdi
Parmak uçlarımı susturacak..
Harflerimi birbirinden ayıracak..
Cümlelerimi sessiz kılıp,
Çığlıklarımı duyurmayacak..

Bir ölüm iyi giderdi yokluğuna..
Nefesimi susturup, gözlerimi kapatırdım..
Ölümlerden ölüm beğenirdim,
Başka yerde uyanacağımı bile bile..

RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

21 Nis 2012

4k-9/ÖZ Yayında!



4k/KalemKahveKlavye'nin "ÖZ" Konseptli Jübile Sayısı Yayında!

9. sayısı ile son kez yayınlanan KalemKahveKlavye Konsepti'nin dergi ayağı 4k-Dergi, bu son sayısında yine birçok önemli yazarın yanı sıra bir Hakan Günday röportajı ile birlikte geliyor.





Flash Formatında ve Hakan Günday'ın Seçtiği Müzik Eşliğinde Online Okumak İçin TIKLAYIN

PDF Formatında İndirmek İçin TIKLAYIN(12.47 MB)



4k-Dergi'nin "ÖZ" konseptli bu sayısında;

"ÖZ" üzerine bir röportaj ile Hakan Günday,

Hikaye, şiir ve inceleme yazılarıyla,

Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Berk Güneş, Buket Duran, Esranur Karaçengel, Gezginci Erdem, Gökhan Çınar, Mert Dalgıç, Rukiye Meriç, Şeyda Özdoğan, UykuKokusu ve Vesile Gizem Akkaya,

Çizim ve fotoğraflarıyla;

Buket Duran ve Pınar Peker

arz-ı endam ettiler.


4k-Dergi'nin yayına son vermesi ile ilgili açıklama için TIKLAYIN.

Hakan Günday'ın bu sayı için seçtiği fon müziği:  





İletişim için "kalemkahveklavye@hotmail.com"
http://kalemkahveklavye.blogspot.com/ 
https://www.facebook.com/kalemkahveklavye 
Devamını Oku »

18 Nis 2012

Sıfır Noktası..






Gece koparır gamzenden gülüşünü..
Düğümlenirken yıldızlar gecenin koynuna,
Gevezeliği tutar yağmurun, dökülür uluorta..
Yüzünü yitirir gökyüzü her yağmur damlasında..
Ve sen diledikçe olmayanı
Boğulursun en sessizinden..



RuE/Nisan2012
Devamını Oku »

12 Nis 2012

Böyleyken Böyle..






Anlat diyor gözlerinde biriken acıları fark ettiğimden habersiz.. Peki diyorum, başlıyorum anlatmaya ama diyorum beni seviyorsan soru sormayacaksın..

Küçük hayaller biriktiriyorsan eğer büyükleri seni korkutur. İnsanın hayallerinden korktuğu hiç olmayacak şey mi? Bana da oldu, küçük hayallerimi yerine getirdikçe daha büyüğü aklımda yer ediyordu. Korku yerleşiyordu her hücreme. Yapabilir miyim? Neden olmasınlar birikiyordu her soru işaretinden sonra. Kendimi bulmaya çalıştıkça benliğimin kaybolduğunun farkına varamamıştım. Ağır geliyordu ben etkisi. Gözlerimin dayanamayacağı bir ağırlıkta kayboluyor benliğim. Kaybederken kendimi sadece aklımda o var diyorum. Geride kalan her şeyin ya da herkesin bir önemi yoktu. Hiçbir şey ondan önce değildi. 
Olabilecek en kötü şey oldu. O yok oldu. Onun dışında ki her şey herkes üzerime yıkıldı sanki. Boğuluyordum, kelimenin tam anlamıyla ölüyordum! Ben yapmıştım bunu. Onu her şeyden ve herkesten önce tutmuştum. Böyle olmasaydı gittiğinde en azından tutunabilecek bir şeyim olurdu. Bunu isterdim gerçekten. Gerçekten uçurumdan atlarken tutunabileceğim bir şey olsun isterdim. Öyle mi? Değil sadece ben kaldım. Kaybolmuş bir ben, kendini kaybetmiş bir ben..Şimdi o uçurumun kenarında düşeceğim anı bekliyorum. Beklerken üşüyorum sadece. Rüzgâr biraz daha sert esse düşürecek beni biliyorum. Kendi boşluğuna düşmek. Aklından geçiyor anlık kendi isteğinle düşmek nasıl olurdu acaba?

Her şeyi ve herkesi bir kez daha çıkarıp aklımdan, kendi boşluğuma odaklanıyorum. Bir adım atsam düşeceğim. Başka bir seçeneğimde yok! Aklımda tek soru..

Yara izi kalacak mı?

-Yara izi kaldı mı?
-Soru sormayacaktın öyle anlaşmıştık!
-Ben seni seven biri değilim! Sadece psikologunum ve birazdan zamanımız dolacak, haftaya kaldığımız yerden devam ederiz..


RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

2 Nis 2012

Gece Nöbetçisi..






Hava karardığında çoktan sokağın başında olmalıydı ama o evine gelen beklenmedik misafire kahve hazırlamakla meşguldü. Aklı dışarıda olduğu kadar içerdeydi. Bu karmaşanın sebebi kendi kanepesinde oturuyordu. Ellerini bırakan kadın neden gelmişti onca zaman sonra. Kısa bir sohbetin ardından kadın evden ayrıldı.

Bütün güzelliği kısa bir ziyaretle kaybeden akşamüstü hala çekilebilir olabilir miydi? Bukle bukle gözlerine düştü hayalleri. Olabilecekler bir bir geçerken gözünün önünden olamayışı canını yakıyordu. Kendini toparladı ve adımlarının onu dışarıya götürmesine hiç ses etmedi. Onlara ayak uydurdu. Sokağın başına geldiğinde aklında hiçbir şey olmadığını fark etti. Bu iyiye işaretti. Demek ki her gidiş yakmazmış insanı. Yok, olurmuş her şey gözünde. Gözlerinde ki gürültüyle irkildi. Dudaklarında bir gülümseme belirdi. Kadının yanına gelmesini bekledi. Yanına vardığında gözlerine bir gamze kondurdu. İçinde gülüşlerin yerleşebileceği.. Konuşarak bu anın bozulmasına izin verilemezdi. İkisi de en suskun yanlarıyla geceye eşlik edeceklerdi. Kendi haline bırakılmış iki sevda biri azdan çok diğeri çoktan az. Yağmur geceyi yazarken damla damla tüm sözcükler akıp gidiyordu kirpiklerden gözlere..

Kadın ilk kez elbisesinin kirleneceğine aldırmadan ağacın altına oturmaya ses etmedi. Adam bunu biliyordu ya da böyle olsun istiyordu. Üşümeye yüz tutan tüm yalnızlıklar burada kesişiyordu sanki ama adam hala üşüyordu! Dilinde keşke..


(Kısa sohbetin ardından kadına geceye dışarıda devam edelim dedi. Kadın sadece hayır deyip evden ayrıldı. O ise yine kendini geceye bağladı..Sokağın başına geldiğinde bir sigara yaktı. Dumanı nefesine karışacak. Tüm ihtimalleri her gece yaşıyordu ya da yaşatıyordu kendince bu gece sokağın başında olabilmesini seçti, kendini geceye bağlayarak..)

RuE/Mart2012
Devamını Oku »