8 Kas 2012

Beynimdeki Ur





**
Kalabalıklardan nefret ediyorum. Böyle ortamlarda aklımı durdurup başka bir boyuta geçiyorum. İşe yarıyor. Aklımdaki tüm sorunları, etrafımdakilerin can sıkıcı muhabbetlerini, her şeyi yok sayabiliyorum ve inanmaz kimse ama mutlu oluyorum. Ben böyleyim hiç değişmedim. Değişmeyi de düşünmüyorum. Beni böyle bilirler böyle kabul ederler. Ne yaşamış olursam olayım, canımı en çok yakandan ya da en az acıtanından hiç fark etmiyor artık. Boş koymak deyimini öğrenip hayatıma geçireli çok oldu. Şimdi bu masada otururken etrafımdaki insanlara orada olduğumu kanıtlar gibi gülümsüyorum. Oysa aklımdan geçen binlerce cümleyi dudaklarıma sığdırmaya çalıştığımı bilselerdi benden nefret ederlerdi! Ama kimse okuyamaz ki  aklımı ve kimsede  beynimde ki  (ur)umu göremez. Bunu da kendim yaptım (ur)ladım kendimi. Bir dünya yarattım ve onu beynime yerleştirdim ve o olmazsa ölürüm!
**
Aklımdan geçen cümleleri yorumlarken bir gölge hissediyorum gözlerimin üzerinde. Başımı kaldırıp bakıyorum. Kızıl saçlarıyla, mavi gözleriyle bana bakıyor. “-Merhaba” diyor. Bir merhaba da ben konduruyorum gözbebeklerine. Onu çok iyi hatırlıyorum. Bana yaptığının bir önemi yok. Bize yaptıklarının önemi büyük. Yaşayabileceğimiz ne varsa hepsini yok etti. Şimdilerde onların hayalini bile kuramıyorum. Oysa zor değildir biriyle beraber uyandığının hayalini kurmak ama yok! Yasaklandı gidişinin ardından hayal kurmak, beceriksizliğe vurdu kendini beynim. Kendiyle oyunlara da böyle başladı. Bir gülümseme yerleştirip dudaklarıma, gözlerini kapatıyorum  gözlerime. Boş bir masaya geçiyoruz. Sessizliği o bozuyor. “- belki zor olacak bu konuşma ama inan seni gördüğüme sevindim.” Ben de diyorum. Yalan söylemeye da can sıkıntısıyla başlamıştım. Yine gidişinin ardından.
Konuştukça konuşuyoruz. Gülümsemem gerçekliğinden gelmeye başlıyor. Konuşurken lafını bölüyorum;               “-Özlemişim.” Sessizlik bulaşıyor bu cümlemden sonra. Başını öne eğiyor. Saçları dökülüyor göz çukurlarına. Acele etmeden kalkıyor masadan. Arkasından hoşça kal diyor. Gözlerime çevirmeden gözlerini.
**
Kendimi kaybedecek gibi oluyorum. Birinin sesiyle kendime geliyorum. Kızıl saçları, mavi gözleriyle bana bakıyor.
-İyi misiniz?
-İyiyim.
- Tekrar özür dilerim.
-?
Biraz şaşırarak söyleniyor.
-Dengemi kaybedip size çarptığım için.
-Önemli değil diyorum.
**
Avuçlarıma baktıkça aklımdakilerin çoğaldığını hissediyorum. Aklımdakilere yetişemiyorum. Ne tür bir oyun kuruyorum anlamıyorum. Büyük ihtimalle de hiç bir zaman anlamayacağım. Sadece tek bir gün anlamlandıracağım onu da başarırsam!
O gün bugün!
Bugün deli olasım var! Biri beni deli etsin!


RuE/Eylül2012
Devamını Oku »

2 Kas 2012

Uyku Hali..





Aptallığına doymazsın,
Tek bir cümle dudaklarında ölür.
Helal olsun be helal.
Olmadı sağlık olsun deriz,
Sağlığımıza içeriz..
İnandığımız yalanlar yanımıza kar mı kalır?
Bunu da yorumsuz bırakalım gitsin..
Şimdi sadece uyutulduğum için değil de,
Sustuğum için uyuyorum..
Sevgiler benden,yalanlar sizden..
İyi uykular bana..

RuE/Kasım2012
Devamını Oku »

30 Eki 2012

Elfaz Yayında!

Her şeyin bundan sonra başladığına seni kim ikna edebilir?



4k/KalemKahveKlavye Konsepti'nin yeni sezon edebiyat dergisi "Elfaz", "SIKINTI" konseptli ilk sayısı ile yayında.


Flash formatında, fon müziği eşliğinde online okumak için TIKLAYIN
PDF formatında bilgisayarınıza indirmek için
TIKLAYIN

"Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir" mottosuyla yola çıkan Elfaz'ın bu sayısında; 

Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Buket Duran,  Gezginci Erdem, Gökhan Çınar, Gülcan Demir, , Melis Tükel Sünbül, Murat Gülcen, Okan Özdemir, Şeyda Özdoğan, Tuna Bahar ve Yusuf Kızılay düzyazı eserleriyle,

Burak Kürkçü ve ikinci şiir kitabı "Saf Acı"yı yayınlayan Jan Ender Can şiirleriyle

Adnan Can Tezulaştıran, Atiye Akyel, Berna Bilgin, Gökçe Uzgören çizimleri ve fotoğraflarıyla,

Zeynep Yüksek ise muazzam tasarım, dizgi ve grafikleriyle arz-ı endam ettiler.


Herkese iyi seyirler.




Tüm iletişimler için: koraysaridogan@gmail.com
Devamını Oku »

18 Eki 2012

An/sızı/n



Sonra aklıma geliyor,
İnsanları sevdiğim..
Vazgeçiyorum,
Nefret etmekten!

Rue/Zamansız


Devamını Oku »

5 Eki 2012

Bir O, birde ben.





Gözlerin uzak gülerken bana,
Benim gözlerimde,bir çocuk ölür geceden kaçan..

Hıçkırıklara boğulurken eski aşklar,
Bizim yüreğimizde bahar dökülür..

Terk edilmiş bir şiir gibi dururken mutluluk benden yana,
Şimdilerde şehrin dışına taşıyor..
*
Nabzının orta yerinde bulurum kendimi,
Ellerine düşerken dilimdeki şarkı.

Mevsimlerimin rengi sana döner,
Gözlerime kondurduğun her gülüşle..

Tüm yalanları bırakırken bir denizin yalnızlığına,
İçimizden geçer tebessümlerimiz..

Sesin değerken sesime,
Bir ton daha yaklaşırım dudaklarına..

Aynalardan *sen vurur  yüzüme,
Gözlerim *sen olur..
Avuçlarım *sen olur..

*
Pay bırak bana dudaklarından,
Yeni cümleler yazayım sana dair.
İşgal ederken bedenimi varlığın,
Ben hayaller taşırım kirpiklerimde..
Denizler akar içimden,
Çoğalırken sensiz kaldığım anlar..
Hatırı sayılır susuşlarla geldiğinde ise,
Rüzgar kesikleri olur bedenimde..

*

Şimdi gidip uyumalıyım!
İyisimi öp beni sen ordan ordan ve de ordan,üzerimi örtmeden..
Hadi uzan..


O Şarkı

RuE/01Ekim2012
Devamını Oku »

28 Eyl 2012

İç/Dış




İçimde bi dünya,
Dışında bi ben..

RuE/
Devamını Oku »

Lades..




(Sevmesem daha kolay olur muydu?
Sevmesem boğazıma düğümlenmez miydi nefesim?
Sevmesem sol yanımda taşıdığım kalp bir ağırlıktan başka bir şey olur muydu?
Sevmesem hiç kimse olur muydum ?
Sevmesem her şey olur muydun?)






Aklımdasın!
Gözlerimi kapadığımda en çok..
Öyle bir şey ki bu hayalin yapışmış kalmış gözbebeklerime.
Avuçlarımla tutuyorum en ufak bakışını.
Kirpiklerime yerleşirken yokluğun,
Gözbebeklerimde nefes alıyor hayalin.

Aklımdasın!
Yazmaya başladığımda en çok..
Öyle bir şey ki bu kalemim olmuş adın.
Cümlelerim eksik kalıyor adın geçmiyorsa öznesinde.
Kelimelerim anlamsızlaşıyor sevgimi içine katmadığımda.
İmla hataları yerleşiyor yazdıklarımda,
Bir ile koyamıyorsam sen ve ben arasına.

Aklımdasın!
Uykuyla uyanıklık arasında olduğum zamanlarda en çok..
Bir rüyaya dalamıyorsam yokluğunda,
Kabusum olmayasın diyedir..
Karanlığa sahip çıkıyorsam herkesin aksine,
Korka korka sol yanıma alıyorsam onu..
Geceye olan düşkünlüğündendir.

Aklımdasın!
Günüm aydın olacakken en çok..
İçmek lazım gelirdi bir bardak çayı seninle aynı bardaktan.
Saçlarına değerken rüzgar,
Bir deniz kıyısı olmalıydı gözbebeklerimde,
Dalgası yüreğime vuran!

Aklımdasın!
Yalnızken en çok..
Sessizliğe dem vuruyorken dudaklarım.
Duvarlara eşlik ediyorsam şarkılarda.
Çığlıklarıma sığınıyorsam yıldızlardan kaçıp.

Aklımdasın!
Kendimi kaybederken en çok..
Vazgeçerken gözlerinden,
Vazgeçerken nefesimden.
Düşerken bir de sensizlikten
Sonsuz sessizliği..




Aklında mıyım?
Gözlerini kapadığında..
Yazmaya başladığında..
Uyandığında..
Günaydınlarında..
Denizsizliğinde..
Yalnızlığında..
Kalabalığında..
nefessizliğinde
..
Tek bir tanesinin cevabı evet ise
Lades mi şimdi?
Bu yüzden mi bu sessizlik!




RuE/Eylül2012
Devamını Oku »

25 Eyl 2012

Dokun/ma..






Ve aşk bana dokundu..
Ah bir de gözleri dokunsaydı ya sol yanıma!
Dokunabilse gözlerime,
Öyle bir sevdaya düşerdi ki yüreği.
Ama yok ki dokunmaya cesareti!
Bu yüzdendir suskunluk..


RuE/Eylül2012
Devamını Oku »

19 Eyl 2012

Dün/Bugün..


Şimdilerde;
Ayrılık kokuyorsa üstüm başım,
Sebebi varlığıma yazdığın yokluğundur!

Şimdilerde;
Yeşili siliniyorsa gözlerimin,
Sebebi gözlerime bulaştırdığın topraktır!

Şimdilerde;
Sabahları iple çekiyorsa yıldızlar,
Sebebi gecelerime iliştirdiğin yalnızlıktır!

Şimdilerde;
Ay ışığına yaslanamıyorsa düşlerim,
Sebebi düşlerimde bile beni üzmendir!

Şimdilerde;
Dinlediğim her şeyi üstüme alınıyorsam,
Sebebi yazdıklarımı üstüne alınmamandır!

Şimdilerde;
Kabuslarım bölüyorsa uykularımı,
Sebebi gözlerinin gözlerimden gitmemesi!



Şimdilerde;
Sessizlik çalıyorsa dudaklarımda,
Sebebi sana söyleyemediklerim!
Söylemeyi isteyip de içimde kalanlardır!
Bende kalıpta aklımı hiç edenlerdir!
Kendimden korkuyorum!
İçimdekilerden de!
Senden de!
Biz den de!
Korkularımı seçmeye ne dersin?
Belki de gün vurur gecelerime..

RuE/Eylül2012




Devamını Oku »

Şimdi Sadece Dudaklar Suskun,Ötesi yok..



Sessizliğe bürünmeden öncesi..

Kalp atışlarımı kendim duyabiliyorum,nefesim boğazıma kaçarken bile beynimi işgal edebiliyor. Ne demeli ne yapmalı emin olamıyorum. Bildiğim bir şey yok,öğrenmem gerekenler dışında. Kalbine laf geçirme sanatı diye bir bölüm açılsa ve bizim gibiler orada öğrense kalbine hükmetmeyi. Belki mezun bile olabiliriz. Neden olmasın ki? Kendimi durdurmaya çalıştıkça daha da fazlalaşıyor bu anlamlandırma çabası. Ne o bir şey anlamadın mı okuduklarından? Anlamanı beklemek anlamsız olurdu. Yinede isterdim ucundan kıyısından yazılanların sana dokunduğunu anlamanı. Ne çok anlam yükleyesim varmış! Dinlenmeye de ihtiyacım var. Biraz yorgunluktan biraz anlatmaktan. Söylenebilecek o kadar çok şey varken dudaklar hep suskun. Sadece kendi içine konuşmak var,ötesi yok!

Sessizliğe büründükten sonrası..

Kalp atışlarım teklerken adını her andığımda,
Ben inadına her cümlemin içine saklıyorum seni..
Gözlerin geçip giderken içimden,
Bir saçmalık boy gösterir,silmeye çalıştığın gözlerimde.
Kelimelerim dökülürken dudaklarımdan,
Dilime vurur yalancı yanın.
Söylediğin her cümlenin altında ezilir,
Adına aşk denen illet
Ve
Zehirlenir gözlerimiz ne zaman karşılıklı konuşsa..
Cümle titreyişlerim dağıtıyor sana dair yazdıklarımı..
Gömülürken sevmelerim iki kelime arasında ki boşluklara,
Ben kendimden düşüyorum..
Kendi boşluğuma tutunarak,
Kendi karanlığıma gömülerek..

Okumalı mısın?
Okuyabilir misin?
Okuyup ta anlayabilir misin?
Şimdiler de en çok bu cevaplar lazım gelir bana..


RuE/Eylül2012


Devamını Oku »

4 Ağu 2012

Güneşe Yakın Düşünceler..




R: Gözlerini kapat. Nedenleri sırala ve doyma aptallığına..
İnanmaya devam et yalanı gerçek yapan insanlara..

F: O yüzden kapalı gözlerim hep,yumulu sımsıkı..
Açık olsa yaşayamazdım..

R: Aslında kimsenin umurunda değiliz,olmak istiyoruz..

F: Bence umurlarındayız da beklentilerimiz farklı ve bunlara cevap veremiyorlar.
Bence asıl olan: Konuşmak konuşabilmek ki pek yapabildiğimiz söylenemez. Zaten anlatsan ya kötü olursun ya da seni anlamazlar. Belki de anlamadıkları için kötüsündür..


RuE/F/Ağustos2012

Devamını Oku »

1 Tem 2012

Merdiven Boşluğu




*
Alt kattan gelen müzik kulaklarını tırmalıyordu artık. Dayanılacak gibi değildi arabesk. Oysa dinlerdi oda severdi.

O merdivenleri inmeye bir sebep bulmalıydı..
O merdivenleri çıkmaya bir sebep bulmalıydı.. Ama sadece içinden geçirdi..
- Ölüm yaraşır gözlerime,
Sen yüz çevirince gözbebeklerimden..

*
Aslında gerçeği ikisi de biliyordu. Sorun merdiven değildi. Ya sonrasıydı..


RuE/Haziran2012


Devamını Oku »

22 May 2012

Kesik..




‘Aşk öldü, sancısı bana kaldı’

Öylece uzandı yatağına, dışarıdan gelen her sese kulaklarını tıkayarak..


*
Kimse beni sevmiyor..Bunun için bir şey yapmıyorum,umurumda da değil birilerinin beni sevmesi..Sadece ona sormuştum -sever misin beni? Diye umursayarak..O ise susturmuştu beni..Bende dilimi ısırarak susturdum ona olan sevgimi. Sessizliği içime bırakarak,karanlığa doğarak..Ama demişti –üzülme,üzülürsen üzülürüm. İçimden söyledim bende en bilindik küfrü hayır ona değil kendime..

Vazgeçmiştim ben baharlardan, baharda toplanan çiçeklerden. En çokta papatyalardan, yalancı papatyalardan. Rüyalardan da vazgeçmiştim hayallerime dokunuyordu rüyalar. Hayal edemediğim ne varsa gözümün önüne düşüyordu. Uyuyamadan uyuyordum ben..
Bu gece ağla dedim içimden ve bitsin her şey uyu ama uyanma dedim eğer uyanırsan da hiçbir eksiklik kalmasın içinde gözyaşına dair. Kapat dedim gözlerini ama açık bırakma hayallerini. Bırakırsan nefesin çarpar sessizliğe uyuyamazsın.

Nefesimi tutmadım bu sefer ölmek için.. Dinledim dinleyebildiğim kadar ve derin derin çektim içime sen kokan nefesimi.. Dudaklarımdan döküldü son nefesim.. Damağımda adınla!



*
Bileklerinde ki acıyı hiç hissetmedi. Kendi kanının sesine uyudu,dışarıdan gelen her sese kulaklarını tıkayarak..



RuE/Mayıs2012
Devamını Oku »

15 May 2012

Tek Gecelik Yazı(RuE)..



Bunları yazmaya başlamadan önce bir RuE(umarım bilen biri vardır anlamını) yuttum ben, sabaha çıkar mıyım bilmiyorum.

Koynuma alıyorum yine yalnızlığı, kendimi tüketerek bir geceyi daha bağlıyorum kimsesizliğimle..

-Ne yapıyorsun? Dedim.
-HİÇ dedi.
-Oda güzel dedim, ben küçük harflerimle hiç yapıyorum.
- Bir gün bu üç harfi de hiç edeceksin dedi.
-Benim alfabem bitti bununla. Oysa bu değildi istediğim! Lütfen istediğimi sorma sana bilmediğim bir şeyi anlatamam ki daha hayalini bile kuramıyorum o şeyin. Ama bu gece başka bir hayal kuruyorum. Gökyüzünden bir oda kiralayıp adını RuE koyardım. Her gece karanlıkla bedenimi buluştururdum. Kendimi odadan aşağıya bırakırdım, uzun saçlarımla değil kısa olan saçlarımla. Çünkü hep yalandı masallar. Benim saçlarım ne kadar uzun olursa olsun bedenim bir erkeği yukarıya çıkaracak kadar güçlü değil. Tanıyorum kendimi. O ne kadar yukarı çıkmak isterse ben o kadar aşağıya düşecektim. Ve ortada ikimizde kavuşamadan yere kapaklanacaktık. Parçalanmış beyinlerimizle. Şimdi geceyi kana bulamanın hiç mi hiç sırası değil geçelim bu prenses masallarını. Ben hiç prenses olmayacağım için masallarına da inanmayalım.

Karanlık bir elbise gibi oturmalı bedenime. Belki de yıldızlardan kolye yaparım kendime ortalarına bir delik yeter asmak için. Belki de ihtiyacımız olan budur. Tam ortadan bir delik ve kendimizi gökyüzüne asarız. Bunu daha önce yapan olmuş mudur acaba? Gökyüzünün lambasına kendini asan biri var mıdır? Bunu da cevabını öğreneceğim sorular arasına beynime yerleştiriyorum.  Tıpkı yıldızları her sabaha karşı birinin toplama ihtimali var mıdır? Sorusunun olduğu yere.

Odamdan aşağıya Rue düşürmek istiyorum. Şehrin bilinmeyen bir sokağına, bir kediye sırf artık nankörlük etmesin diye..

Ve bir RuE daha düşürürüm yanlışlıkla belki bir adama belki bir kadına ya da ölmeleri için her gece dua edilen birine. En mutlu anında kalp krizi geçirebilecek birine de olabilir sırf mutluluktan ölmesin diye. Yatağında hasta yatan dedeye, boğaz köprüsünden aşağı bakan adama, elindeki bıçakla kendini mi karşısındakini mi öldürsem diye düşünen kadına, babasının ölmesini isteyen bir babaya, yalnız olduğunu sanan başka bir adama ya da âşık olduğunu sanan kadına, çocuğu ölen bir anneye, evinin perdesine karar veremeyen ve aynı zamanda bugün ne giysem diyen ya da ne pişirsem diyen onlarca kadına düşürmek isterdim.

Ve hayatlarında en az bir kere keşke şu anda ölseydim diyen herkese düşürmek isterdim bir RuE sıkıyorsa yut diyerek..

Ama sonunu bilerek değil mi?

Ne kadar düşürürsem düşüreyim bende ki RuEleri azalmayacaklar. İçimde binlerce RuE tohumu ama temizleyemeyeceğim kadar  da kirli dünya..

Bir gün ya bu dünya paklanacak ya da ben..
İçimde kalmayacak hiçbir zehir..

Belki de birileri başlamıştır şimdiden soyunmaya, kopsun diye kıyamet..
Ne dersiniz bizde başlayalım mı soyunmaya?

RuE/Mayıs2012



Devamını Oku »

12 May 2012

Vakit Yol..




Avuçlarım da ki telefonu sıkmaktan vazgeçmem gerektiğini fark ettiğimde, bunu yapmaya başlayalı aylar olduğunu fark ettim. Tek bir numara aramamak için sildiğim numara. Mesajlarını hala sakladığım bir numara.. Deniz kenarında beklerken çok tan beklemekten vazgeçtiğimi anladım. Önemsizdim artık. Belki de çoktan yeri doldurulmuş hatırlanmayan biriydim. Buraya nasıl geldik ve üzülen neden benim? Neden söyleyemedim ki?

İlk tanıştığımız da söylemişti tek yalanını ama yalan yalanı çoğaltmıştı. Öyle üzerinde duracağım bir şey değildi! Keşke bildiğimi bilseydi ya da söyleseydi.

Bir yalanın içinde kaybolduk. Yıllarımız geçti beraber ama o yalan hiç çıkmadı aramızdan ve sona geldik.

Bir yalan vardı söylenmeyen!

Ya söyleyecekti, beni kaybedecekti!

Ya da söylemeyecekti, ben kaybedecektim!

Söylemedi! Ben kaybettim..

Kolay olanı seçti.. Bildiğimi bilseydi yine de gider miydi? Bu sorunun cevabını da hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.

Bir gün sana yazacağım demişti. Ne olursa olsun ayrılmış bile olsak yazıp kendi ellerimle teslim edeceğim demişti. Şimdi onu bekliyorum. Saatimin zamanını kovalayarak. Her günü gözlerimde kırarak,gözlerimi kırarak sensizliğe..

Şimdi düşüncelerim dolarken gözyaşlarımla, ruhum kendi kendinin infazını imzalar yokluğumuzda. Bitiş çizgisine vardım sonunda kendi yalnızlığımda boğula boğula..
Şimdi yol alma vaktidir, gelen yok! Ben yokum,yokuz.. Sonumuzu hazırlayan yalan dışında.. Önüme çıkan hiçbir şey yok!

RuE/Nisan2012

Eksik kaldı ya bu hikaye..


Devamını Oku »

11 May 2012

Olur ya hani..




Bu gün olmadı..
Belki yarın güzel bir güne uyanırız..

Rue/11Mayıs2012
Devamını Oku »

6 May 2012

Düş..






Hayra çıkmayan rüyalara yatıyor gözlerim,
Uçsuz bucaksız karanlıklarda uyanıyor kalbim..
Gözlerim dalarken sensizliğe,
Dilime vuruyor yokluğun ..
Kelimelerim kendime yabancı..
Düğümlenirken gözlerin hayallerime,
Ben tek bir düş bile kuramıyorum senli yanımla..

RuE/Mayıs2012
Devamını Oku »

28 Nis 2012

Matem-i Gece..




Beklenenlerin gelmediği, gelmeyeceği bir güne açtım gözlerimi yeniden. Başucumda geceden kalma şarkılar birikmiş. Ayrılıklar nasibini almamış gözlerimden henüz. Aklımdakileri susturmak yine başa düşmüşken bir kez daha kendimi yollara vuruyorum. Nerde duracağımı biliyorum her zamanki gibi bir çayla devam edeceğim yalnızlığın bulaştığı kimsesizliğime.

Neden böyle oluyor ki? Bana tek bir inanan olsa inandırabilsem yaşadıklarımın bir hayalden öte olduğuna! Nefesimin tükendiğini hissediyorum konuşurken. Başlamayan bir nefes düşünüyorum sonra ölüyorum sessiz.
Yine evdeki sessizliğe uzanıyor ayaklarım. Bir bir dökülüyorum geceye. Yokluğuna mesai yaptırırken duvarlar, gözlerim saklamaya çalışıyor rengini. Siyah olacaktı geceye hükmeden ama olmadı. Düştüğüm yerden kanatırken gece ayıklamaya çalışıyorum kâbuslarımı uykularımdan. 
Ve şimdi sensiz bir güne uyanacağımı bile bile hazırlıyorum kendimi uzun sürmeyecek uykulara. Sessiz ve yorgun cümleler birikirken dudaklarımda bir duaya sarılıyorum. Yalvarışlarım düğümlenirken boğazımda yüzümde görülmeyecek bir isyan, parmak uçlarıma kadar çığlık çığlığa. Dokunsaydı duyardı, hissederdi gözkapaklarımda taşımaya çalıştığım onsuz geçen günleri! Ellerim yine boşlukta kalırken yalanlarım tutunuyor avuçlarıma, istemedikçe daha da yakınlaşıyorum onlara. Onlar olmadan yeni bir güne uyanmak umutsuzluğun ta kendisiydi.


Korkularım dizilirken boynuma bir ilmek gibi her düşte boğuluyorum. Kapasam gözlerimi yokluğuna, görmezden gelsem sensizliği, bulaşmasam senli hayallere,avuçlarım kanamasa fotoğrafına dokunduğumda.. Olmasan yani hiç yaşanmasak..Bakmasak,görmesek,duymasak.. Ruhumuz ihanet etse bize ve biz cennetle cehennemde bile karşılaşmasak


Olmayışı böyle bir şeydi ama
Ya olsaydı?



RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

26 Nis 2012

Hatırlanma/z mı?






Gözlerimden alamayayım senli düşleri..
Çünkü dokundun yalnızlığıma..

Masanın başında otururken aklımda sadece bir yabancı vardı. Elimde duran kağıt parçası on yıl önce yazılmış ve bana gönderilmiş. Tek bir cümle sadece, geçmişten gönderildiğini belirten başka bir cümle ile beraber. Bunu ben yazmadım ve kimin yazdığı hakkında en ufak bir fikrim yok. On yıl önce neler yaptığım nerede olduğumu hatırlıyorum ama yalnızlığına dokunabileceğim kim olabilirdi ki? Gizli saklı bir geçmişim olmadı ki benim. Başka hiçbir iz yok. Acaba bana değil de başka birine gönderilmiş olma ihtimali var mıydı?


Gözlerim olabildiğince sen bakarken..
Bedenim saklayabilir mi sensizliği?

Bu cümleyi hiç görmemiştim. Ama yıllardır bekliyordum. Boşa geçmiş onca yıl. Sevmekle sevmeye çalışmak arasında ki farkı anlayamayan insanlar. Gözlerinde yaşamımı unuttuğum, avuçlarında nefesimi bıraktığım bir adam. Bendeyse kalan hiçbir şey yok aklımdakilerden başka! Hep yalnızdım öylede devam edecek bundan adım kadar eminim. Beklediğim an geldi ama o gelmedi. Gelmeyecekte bunun farkındayım. Çoktan nefesine başka nefesler sığdırmıştır. Gözlerinde bitmeyen rüyalar görmüştür içinde benim olmadığım. Bu anı tam on yıl bekledim ve gerçek oldu. Şimdi ise bir beklentim yok umudum bu mektupla bitti. Şimdi sadece vaktin gelmesini bekleyeceğim ve bu zamanın yıllarca sürmemesini istiyorum. Sığdırabildiğim kadar yalnızlığı sığdırdım hayatıma.

Gözlerin kör olmuş yokluğuma,
Bedenin ihanetle gölgelenmiş..
Dört bir yanım yalnızlığına bulanmışken,
Silinmeyecek ahım gözyaşlarından..



RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

22 Nis 2012

Çoğu Zaman..







Bir ölüm
Avuçlarımda kırılırdı gülüşüm,
Akıp giderken bileklerimden ömrüm..
Gerisinde kalırsın hayra yorulmayan rüyalarımın..

Bir ölüm iyi giderdi
Parmak uçlarımı susturacak..
Harflerimi birbirinden ayıracak..
Cümlelerimi sessiz kılıp,
Çığlıklarımı duyurmayacak..

Bir ölüm iyi giderdi yokluğuna..
Nefesimi susturup, gözlerimi kapatırdım..
Ölümlerden ölüm beğenirdim,
Başka yerde uyanacağımı bile bile..

RuE/Nisan2012


Devamını Oku »

21 Nis 2012

4k-9/ÖZ Yayında!



4k/KalemKahveKlavye'nin "ÖZ" Konseptli Jübile Sayısı Yayında!

9. sayısı ile son kez yayınlanan KalemKahveKlavye Konsepti'nin dergi ayağı 4k-Dergi, bu son sayısında yine birçok önemli yazarın yanı sıra bir Hakan Günday röportajı ile birlikte geliyor.





Flash Formatında ve Hakan Günday'ın Seçtiği Müzik Eşliğinde Online Okumak İçin TIKLAYIN

PDF Formatında İndirmek İçin TIKLAYIN(12.47 MB)



4k-Dergi'nin "ÖZ" konseptli bu sayısında;

"ÖZ" üzerine bir röportaj ile Hakan Günday,

Hikaye, şiir ve inceleme yazılarıyla,

Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Berk Güneş, Buket Duran, Esranur Karaçengel, Gezginci Erdem, Gökhan Çınar, Mert Dalgıç, Rukiye Meriç, Şeyda Özdoğan, UykuKokusu ve Vesile Gizem Akkaya,

Çizim ve fotoğraflarıyla;

Buket Duran ve Pınar Peker

arz-ı endam ettiler.


4k-Dergi'nin yayına son vermesi ile ilgili açıklama için TIKLAYIN.

Hakan Günday'ın bu sayı için seçtiği fon müziği:  





İletişim için "kalemkahveklavye@hotmail.com"
http://kalemkahveklavye.blogspot.com/ 
https://www.facebook.com/kalemkahveklavye 
Devamını Oku »