30 Ara 2011

Bütün Düşlerini Aklıma Devşirsen..





*

Bütün düşlerini aklıma devşirsen..

*
Soğuğunu hissettiğim her mevsim sana dönüyor..


*
Beni yalnız bıraktığın her gece,
Ağza alınmayacak şiirler yazdım sana..
Söyleyemedim;
Hangisinde failin ben olduğumu..

*
Gülüşlerim tükendi,
Sensiz uyandığım her sabaha karşılık..


*
Gülümsemek hala yakışıyor mu sana sevgilim?
Gülebiliyor musun hala?



*
Bir rengim olsun en güzelinden,
Tutsan bir ucundan..
Tüm renkler bize dönse,
Biz çıksak beyazın sadeliğine..




RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

26 Ara 2011

Yıldızlar Töresi..







Birkaç adım sonra geceyi bağrıma basıyorum.
Yıldızlar bedenimi delip geçiyor sanki.
Korkmalı mıyım onlardan?
Bunu bilmiyorum..
Olsa olsa;
Ay ışığında parçalanır yüzüm!
Olsa olsa;
Karanlığa hapsolur gözlerim!
Saklanmanın faydası yok,
Eninde sonunda yakalayacak beni gün ışığı.
Asıl bundan korkmalıyım!
Kaybettiğim ne varsa bana dair,
Dizilecekler kurşun sırası bekleyen düşler gibi.
Sonra
Bırakıp kendimi toprağın içine,
Salacağım tüm yıldızları gökyüzüne..
Hepsi birer birer ulaşacak yerine.
Ben bekleyeceğim.
Bir tanesi bile kaysa yerinden,
Ben öleceğim..
Ve
Kayıyor” bir tanesi”
Düşüveriyor toprak altına..
Benim dileğim gerçek oluyor
Ve ben
Ölüyorum..

Rue/Aralık2011


Devamını Oku »

23 Ara 2011

Gecenin uykusu..




Gece uyandırır seni uykundan,
Gözlerini açtığında sesini duymak istersin.
Belki bir adım sesi
Belki de mutfaktan gelen su sesi
Ya da yanında uyuyan kadının nefesinin sesi..
Ama ne evde biri yürüyordur
Ne biri mutfakta su içiyordur
Ne de yanında biri nefes alıyordur..
Sadece gecenin sesine uyanırsın,
Uyandırır seni en tatlı halinle..
Ama kimse görmez bu halini..
Derinden gelen bir ah la gözlerini kapatırsın yeniden geceye..

Gece uyandırır seni uykundan,
Gözlerini açtığında görmek istersin.
Belki bir gölge
Belki de uykusuna geç kalmış kapıyı aralayan biri
Ya da yanında uyuyan kadının saçlarını..
Ama ne evde bir gölge vardır
Ne biri kapıyı aralıyordur
Ne de yanında biri uyuyordur saçlarını görebileceğin..
Sadece gecenin sesine uyanırsın,
Uyandırır seni en tatlı halinle..
Ama kimse görmez bu halini..
Derinden gelen bir ah la gözlerini kapatırsın yeniden geceye..


Gece uyandırır seni uykundan,
Gözlerini açtığında
Nefesini duyarsın
Saçlarını görürsün
Dokunmak istersin
Vazgeçersin..

Dudaklarından “keşke”dökülür.
Keşke hiç gelmeseydi…

RuE/Aralık2011


Devamını Oku »

21 Ara 2011

Zehir Yeşili..





(Üşüyerek uyanıyorum. Gördüğüm bir rüya değil düpedüz kabustu. Hatırladığım tek renk yeşil ama etki alanı o kadar büyüktü ki gördüklerimden fazlası olduğuna eminim. Kahvaltı yapmayı sevmiyorum ama bugün oyalanabildiğim kadar oyalanmak niyetindeyim. İleri gidip işi bile kırabilirim. Bir kahve yapıp balkona çıkıyorum güneş çoktan doğmuş şehrin düğmesine basılmış, canlanmış kapının ardında bıraktığım sokak. Sokağın karşısında ki binanın balkonlarından birine çıkan kadını fark ediyorum. Uzun saçlarını topluyor sokağın başına bakıyor belki de ekmek almaya giden birinin dönüşünü bekliyor..)

Huzur içinde uyanmak diye buna denir sanırım erken yatmanın faydaları. Üzerimi değiştirip balkona çıkıyorum. Rüyamda gördüğüm o yeşilin tonunu tekrar görebilir miyim acaba? Bir ağacın yaprağında bir binanın boyasında, almayı isteyeceğim bir küpenin rengi neden olmasın..Karşıda ki adamı fark ediyorum sabah keyfi yapıyor belli. Bense saçlarımı ensemde topluyorum işyerinde açık bırakılmasından pek haz etmiyorlar öğrenciler gibi kısıtlanıyoruz.

(Evden çıkarken kadının hala balkonda olduğunu fark ediyorum. Göz ucuyla bakıyorum bakmıyor gibi yaparak. Her sabah çıkar mıydı böyle? Yoksa oda benim gibi böyle ender geçirilen günlerde mi çıkıyordu. Evimi ve kadını arkamda bırakıp iki sokak aşağıdan yokuşun sonunda ki parka gidiyorum. Çocuklar günün her saatinde çocuk. Onlara fark ettirmeden elimdeki bozuk paraları salıncağın altına kaydırakların bitiş noktalarına onların fark edebilecekleri yerlere koyup banka oturuyorum sigaramı içip uzaktan onları bulmalarını izliyorum belki çoğuna göre yanlış olsa da o anlarda ki yüz ifadeleri beni mutlu ediyor. Sabah ki kadın da parka geliyor. Aslında merak ediyorum ne işi var burada. Eve geri dönüyorum arabamı alıp işe gitmek istiyorum ama yine yapmadığım bir şey yapıp sonunda parkın olduğu yokuşu seçiyorum ve evet hızlıyım geç kaldığımın bilincindeyim kendim istedim geç kalmayı peki o zaman bu telaş neden?)

Yine çok oyalandım geç kalacağım ama belki çocuklara yetişirim. Mutfaktan çocuklara vereceğim şekerleri alıp parka gidiyorum. Yine aynı adam bu ikinci görüşüm belki de akşam dönerken görürüm bir daha. Aslında bir şey fark ettim güzel bakıyor bu adam gerçekten. Çocuklar beni tanıyor hemen yanıma geliyorlar şekerlerini verip öpüyorum onları sanki bir daha göremeyebilirmişim gibi geliyor. Parkın çıkısında çantamdan yeşil küpelerimi çıkarıp takmaya çalışıyorum evet fark etmiyorum gelen arabayı ama akşama görmeyi planladığım adamın bana seslenişini duyuyorum.

-Ne olur benimle kal!


RuE/Aralık2011


Devamını Oku »

19 Ara 2011

Sabahın İlk Işıkları..




Gecenin üzerine örttüğün karanlık uyanır uykusundan. Paramparça toplar yıldızlarını göğünden canlarını acıta acıta.. Haykırdıkça içinde kalacak nefeslerin birikir. Şafak söktükçe dinlediğin şarkıların sesi kısılır. Notalarında saklı uykular. Sigarandan yükseldikçe duman daha bir derine işler sessizlik. Her nefeste sessizliğini çekersin, sarar dört bir yanını..

Uyumak istersin gözlerini kapatmak öncesin de bir “günaydın” dökülür dudaklarından asla duymayacaklara..


RuE/Aralık2011


Devamını Oku »

Bir de Başı Olur..







Güneş gözlerini kamaştırır bakarsın ama seçemezsin bazen. Belirli bir süre beklersin ve alışır gözlerin güneşe.. Sonra geceye doğru ilerler gün bir akşamüstünde bırakıp düşlerini, gecenin karanlığına alıştırırsın gözlerini. Öylece durursun birbirine vururken dizlerin ömrün takılıp kalır yıldızsız bir geceye. Işığa muhtaç gibi görünmeyip saklarsın zamanlarını. Adını koyamadığın adressiz yaraları kapatmaya çalıştıkça yüreğin sızar hiç anlamadan, gözlerini kaçırırsın aklındakilere ve unutmaya çalıştıkça başa sarar akreple yelkovan. Sen takılıp kalırsın içindeki çekişlere, umursadıkça daha çok yakar canını nefesin.. Ay ışığı üşür söylediğin şarkıdan, yıldızlar inatla sarılırlar bulutlara sırf fark etmeyesin diye..  Göremezsin başını kaldırdığında hiçbir yıldızı sen görmeye çalıştıkça uzar gecen ama asla fark etmezsin; yıldızları mı göremezsin yoksa onlar mı seni bulamaz?

Hoşuna gitmez bu gece, sendendir oysa ona benzersin karanlık,uykusuz,yalın, ağlamaklı.. En çok ağlamaklı çünkü bırakamazsın gözlerinden yaş toplarını bırakırsan asla sonrasında gökkuşağı görünmez kirpiklerinde..



(Bir gün gözlerimde ki rengi görebilecek)



RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

18 Ara 2011

Yağmur Sonu..






Dışarıda yağmurun sesi beni çağırıyor en alaylısından. Bekletmiyorum, gözlerim kapalı atıyorum kendimi dışarı. Islanmaya çalışan saçlarıma inat gözlerimden yere düşüyor en azılı damlalar. Ben küçük bir kızken dizlerimi temizleyen yağmur şimdilerde parmak uçlarımdaki acıyı silmeye çalışıyor eli yettiğince. Olmuyor o günlerdeki gibi..

Saçlarım da uzardı her yağmur yağdığında omuzlarımdan dökülürdü en parlağından şimdi öyle mi kısacıklar ve yağmur değmiyor hiçbir teline.. Takmadığım tokalar biriktiriyorum belki bir gün diyorum aması var ve amalar hep tüketiyor en güzel masalı bile mutsuz bitirebiliyorlar. Gözlerimi kapatıyorum yağmuru duyabilmek için tıpkı o günlerde ki gibi ama yok rüzgarın soğuğu kulaklarımda sahi ben küçükken bu kadar çok üşümezdim. Bu kadar zor muydu ve bir o kadarda kolay büyümek.

Avuç içi çizgilerim bile tükenmiş büyümekten.. Kirpiklerim terk etmiş bakmaya çalışan gözlerimi güneşi göremeyişim bu yüzden. Sanki yağmura vefa borcumu ödüyormuşum gibi inatla oturuyorum yağmurun altında üşüyerek,yalın bir o kadarda çizgisiz..bastığım yerlerde su birikintileri ben den bir iz gibi görünüp içimi ısıtsa da orada kalmayacaklarının bilincindeyim. Herkes ve her şey gibi.. Hiç kimse ve hiç bir şey gibi..

Ellerimi çırpmayı bıraktığımda terk etmiştim yeşil elbiselerimi ve seni sevdiğimi anladığımda terk etmişti beni ela gözlerim. Buradaki yeşil‘i gerçekten anlayabilir misin?


RuE/Aralık2011


Devamını Oku »

Dilek/çe..








Geceden umutlar sarkıtıyorum yüreğine.
Gözlerinde görünsün en güzeli.
Uyandığında pencereni açmayı unutma,
Güneşin hediyesi bir tutumluk dilek..
Dilekse avuçlarında ki uğur böceklerinde saklı..

RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

16 Ara 2011

Anahtarlar..





Gece saat bir gibi telefonun sesine uyandı. Arayan numarayı meşgule atıp bir mesaj yazdı. Yanında uyuyan kadına uzun uzun baktı. Kızıl rengini yakıştırdığı ikinci kadındı. Başka kadınlarda sahipsiz gibi dururken onda olması gereken yeri bulmuş gibiydi. Mercan gözlerinin etrafında dans ediyordu saçları. Kirpiklerinin arasından bakıyordu ve gülümsüyordu. Bir kadın en fazla ne kadar gülümseyebilir. Aşk olduğu sürece mi? Ya biterse bana olan aşkı ya bırakırsa gülmeyi? Ben ne kadar dayanabilirim onsuzluğa.. Yeniden uykuya dalışını izliyorum. Dudaklarından tek bir kelime bile çıkmıyor şaşırmıyorum nerede olmam gerektiğini biliyor. Duvarda ki fotoğraflara takılıyor gözüm son bir yıldır orada çoğalıyorlar. Her güzel anı ölümsüzleştiriyorduk gerçi böyle ayırmak zor oldu çünkü her anımız güzeldi öyle de gidiyor. Hikâyemizi anlatan kanıtlardı aslında onlar.

Üzerimi değiştirip salona geçiyorum. Her zaman yaptığım gibi kapıyı yöneliyorum. Böyle olmak zorunda mıydı? Neden birçok şeyi yapmak zorunda kalıyoruz ve bunlar istemediklerimiz oluyor. Cebimden iki anahtarlık çıkartıyorum biri arabalı diğerinde bir şey yok. Anahtarlığı olmayanla kapıyı usulca kilitliyorum. Sabah uyandığında kendisi içerden açıyor. Onu orada korumasız bırakmak bana zor gelse de arabaya binmem uzun sürmüyor.
Arabayı kullanırken dikkatliyimdir ama bu gece uzun geliyor, gözkapaklarım ağır basıyor. Biran önce gidip uyumak istiyorum. Yüreğimde fark edilmeyecek sırlarla hiç kolay değil uyumak. Aslında böyle olmasını sevmiyorum ama yapabileceğim bir şey yok gibi görünüyor şimdilik. Şimdilik diyorum çünkü bu beni rahatlatıyor. Kalp atışlarım normale dönüyor. Suçluluk duygusu nefesimle geceye karışıyor.

Yüzüme farklı bir gülümseme yerleşiyor kapıya ulaştığımda arabalı anahtarlığımı çıkarıp kapıyı açıyorum. Karanlık çökmüş evime. Tüm duvarlar gece uykusunda. Tüm ışıklar sönük. Parmak uçlarımda yürüyorum kimse uyanmasın diye. Odamın kapısını açıyorum. Elinde ki kitaptan başını kaldırıp bana bakıyor. Gülümsüyor her zaman olduğu gibi.. Uyuyalım diyorum çok yorgunum. Kızıl saçlarını topluyor.  Bezelye yapmıştım sen çok seversin. Tokum diyorum. İş yerinde de bugün bezelye vardı..



RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

13 Ara 2011

An/Lık..





O an; aklımdakilere de kalbimdekilere de hiçbir şey olmamıştı.
Olmalıydı!
O an bu ihaneti kabullenmemeliydim…
Geç kalmıştım..

RuE/Aralık2011




Devamını Oku »

Numara..






Haziran dan şubatın başına kadar olan zaman zarfında telefonumda “HerŞey” diye kayıtlıydı. Sonralarda çok kez değişti. “Hiç kimse” oldu ya da “yenilgi” oldu aradan zaman geçtikçe telefonumda olmadı. Hiç kayıt altına alınmadı ama hep arandı aramayı kesmeden önce belki de yüzlerce kez telefonda ki kadın sesinin-aradığınız numara kullanılmamaktadır. dediğini duysa bile..


RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

11 Ara 2011

Nefes..




Bir sigaraya kaç nefes sığar?
Bir nefese kaç yalan sığdırabiliriz?
Bir yalana kaç dünya sığar?
Bir de;
Bir yalandan kaç nefes çıkar?



RuE/Aralık2011



Devamını Oku »

9 Ara 2011

Hayat..






Hayat;
Her fırsatını bulduğun da senden hızlı adımlarla uzaklaşıyorsa,
Sende;
Hiç zaman kaybetmeden koşar adımlarla kaçmaya başla kendinden..
Çünkü
Hayat giderken senden birçok şeyi de yanında götürür.
Senden geriye pek bir şey kalmaz, kendini bulmaktansa kaybetmeyi tercih edersin..

RuE/Aralık2011
Devamını Oku »

6 Ara 2011

İstanbuL..






Farkında mısın?
Üstün başın İstanbul kokuyor!
Saçlarına dalgalar dolanmış en mavilisinden,
Gözlerinde ışıltılı bir bakış belirmiş,
Avuçlarını laleler mesken tutmuş..
Kirpiklerinde boğaz havası en renklisinden,
Parmak uçların da balık hikayeleri kalpleri yumuşatan..
Her gece üzerine örtüyor göğünden dökülen yıldızları..
Pırıltılarıyla süslüyor gözkapaklarını..
Ve seni her sabah selamlayan Kız kulesi!

Farkında mısın?
Üstüm başım İstanbul kokuyor!
Yıldızların gölgesi vuruyor yüzüme,
Ay ışığı vazgeçmiş yolumu aydınlatmaktan!
Sokak başların da beklemiyor yağmur zamanların da dilenen umutlar!
Liman da kapı önüne konulan bir çocuk gibi bekliyor yalnızlık!
Olmazsa kendini atarsın boşluğa..
Yanağımda ki çukurda biriktirmiş geçmişin en muntazam acılarını..
Saçlarım denizinin kıyısına vurmuş sırf dokunamıyorum diye mavi sularına!
Parmak uçlarım da donuk kalmış en olmayacak dualarım..
Ve beni her sabah selamlayan galata kulesi!
Şimdi söyle bana;
Sahici İstanbullu kim aramız da!!


RuE/Aralık2011



O Şarkı!
http://www.youtube.com/watch?v=IM-5Mtquq-s
Devamını Oku »